Büyümek Zor İş

Onca zaman geçmiş üzerinden. Yıllar su gibi akmış derler ya aynı öyle. Hani video izlerken ya da müzik dinlerken sevmediğin yer gelince saniyeyi alır götürürsün ilerletirsin ya işte öyle bir şey. Sokakta çizgi, saklambaç, dalya ve bilye oynarken ya da ip atlarken sanki birisi almış zamanı bugüne fırlatmış gibi geliyor. Çok küçüktük. Köyde yaşıyoruz hala da öyle. Ali dedem vardı. Öz dedem gibiydi. Kendi torunlarından ayırmazdı. Annemi babamı da çocuklarından ayırmazdı hiç. Annemin babası gibidir. Annem amca dediği için Ali dedemi annemin öz amcası zannederdim. Hayatında yaşadığı iyi ya da kötü bütün anılarını anlatırdı. Biz de ablamla dinlerdik. Masal gibi gelirdi bize ama gerçekmiş tabi ki büyüyünce fark ettik. İnsan yaşadıkça, yaşlandıkça verdiği mücadeleler artıkça anlıyor. Bizim mücadelelerimiz daha ne ki. Yolun başındayız henüz. Ali dedemin en büyük mücadele ve uğraşlarından birisi ağaç yetiştirmektir. Badem, zeytin ve erik ağaçlarının hayranıdır kendisi. Sürekli boş bulduğu yere mutlaka birisini dikerdi. Kocaman kocaman üzüm bağları badem bahçeleri vardır. Onlar için ayağının birisini bile kaybetmiş.

Ali dedem gençken ayağını baltaya kestirmiş. O yüzden sol ayağı dizinden itibaren yok. Küçükken o kadar çok sorardım ki bunu Ali dedeme, anneme ve en çokta kendime. Ali dedemin ayağı konusunda merakın dibine vurmuştum. Bir türlü gözümde canlandıramazdım. Artık gözümde canlanıyor. Çünkü artık büyüdük.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir