Dünya’nın En Derin Noktası

Artık üniversitenin son senesindeyiz. Ortaya yeni girişimler, projeler atmak şart tabi. Hem Yapay Zeka dersimizde hem de iş hayatımıza etki edecek bir proje araştırmaktayım. Bu yüzden nette yapay zeka uygulamalarını araştırırken
“Mariana Çukuru: Dünya’nın en derin çukuru” adlı başlık yanda duruyordu ve çok dikkatimi çekti. Tabi ki merakıma yenik düşüp baktım. Meğerse bir okyanus altıymış. Büyük Okyanus’ta, Guam Adası’nın güney batısında. En son yapılan incelemeler sonucunda en derin nokta olarak, yaklaşık 10.994 m’dir. Uzunluğu 2.542 km, genişliği ise 69 km. Acayip ilgimi çekti. Aslında biliyorum dünyanın ne kadar uçsuz bucaksız bir yer olup ve aynı zamanda bir sonunun olduğunu. Fakat bir an inanılmaz bir şey gibi geldi. Düşünsenize yerden 11 km aşağıya uçtuğunuzu ve aynı zamanda baktığınızda karşınızda göremeyeceğiniz kadar genişliği.

Peki bu çukur nasıl oluşmuş bir fikrin var mı? Benim tahminim tuttu. İki plakanın yani iki levhanın çarpışmasıyla oluşmuş yıllar ya da yüzyıllar önce. 1 kg’lık bir kütleyi suya bıraktığınız zaman 1 saatte ulaşıyormuş dibine. Acaba ben düşsem ne kadar zamanda çakılırım Allah bilir. Ya da o soğukta donmadan, kesilmeden en dibe ulaşabilir miyim? Onu sormak lazım ilk önce 🙂 Basıncı ise yeryüzündekinden 1000 kat daha fazlaymış. O basınçta canlı yaşar mı acaba? Ben yaşamaz diyordum ama bu mümkün.

23 Ocak 1960’ta, İsviçreli bilim insanı Jacques Piccard ile ABD Donanması’ndan Teğmen Donald Walsh, Trieste Batiskapı içinde Mariana Çukuru’na inebilmeyi başaran ilk insanlar olmuşlardır. En derin noktaya iniş yaklaşık 3 saat 15 dakika sürmüş, Daha sonra 25 Mart 2012’de Kanadalı yönetmen olan James Cameron “Dikey Torpil” adlı denizaltısıyla 156 dakikada en derine inmeyi başarmıştır.

Değişik canlılar buldu bilim adamları 2012 yılında. Allah’ım sen nelere kadirsin. Birçok mikroorganizma, balık ve yengeç türüne rastlandı. O kadar çok canlı çeşitliliğinin içine yenileri daha eklendi. Basıncın deniz seviyesinden 1000 kat fazla olduğu derinlikte canlılar 5 6 km’den daha fazla yaşamaktadır. Ben olsam bende en derinde yaşarım. Çünkü ben derinleri severim. Hem ayrıca bir yerin en dibi bucağı dururken niye ortasıyla yetineyim ki. Değil mi?

Şimdi gelelim benim en hassas olduğum konuya 🙂 Acaba bu canlılar niyle beslenirler. Evet niyyylee beslenirler? Kemal Sunal’ın dediği gibi “et yerler” demeyeceğim tabiki. Henüz bilinmiyor ama oluşan depremlerle denizdeki maddelerin yer değiştirmesiyle  o canlılara besin kaynağı oluşturduğu tahmin ediliyor. Canlıların yeryüzündeki basınca dayanamayacağı ve hemen ölecekleri kanısıyla inceleme yapılamamış. Ama denizaltında o basınca dayanabilecek ölçütler tasarlanmaktadır.

İşte O Canlılardan Birkaçı:

 

 

 

 

 

 

     

             

Daha binlerce canlıyı hisset. Ayağımızın altında ne çok varlar.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir