Kaybedilen Umut: Ulusun Babası

Benim dilimde anti ırkçı Mandela,  bir temmuz gününde dünyaya adım atmış. Aslında bu dünyadan geçmek herkesin harcı değilmiş, onu anladım. Biz falan geçmiyoruz bu dünyadan. Onlar geçmişler ama. Onlar dediğim kimler biliyor musun? Onlar, bu dünyadan geçipte yıllar, yüzyıllar sonra kendilerini unutturmayacak insanlar. İz bırakanlar, içindeki iyilik kelebeklerini yaşatan ve onun için savaşan insanlar.

Mandela, 7 yaşındayken okula başlamıştı. Aslında o ailenin okuyan tek üyesi olmuştu. Öğretmeni İngiliz Amiral Nelson’dan “Nelson “ ismini alarak artık Nelson Mandela olarak bilinmeye başlandı. Bugün burada bu isimle anılacağını nerden bilebilirdi ki. 27 yıl hapiste hayat sürdürmeye çalışıp “Dünyanın en ünlü mahkumu” olarak anıldı. Irkçılığa karşı mücadelesini bütün dünyada yoğun bir şekilde yaymıştı. 2 Şubat 1990’da Güney Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı Frederik W. De Klerk’in, Afrika Ulusal Kongresi’ne konan 30 yıllık siyaset yasağını kaldırması ve af ilan etmesiyle 11 Şubat 1990’da Cape Town‘daki cezaevinden çıkarak, 27 yıl sonra özgürlüğüne kavuştu. Artık 71 yaşındaydı.

Mandela’nın başında bulunduğu Afrika Ulusal Kongresi‘nin ırk ayrımına karşı uzun yıllar süren mücadelesi, 18 Mart 1992’de sonucunu verdi; siyahlara eşit vatandaşlık hakkı tanıyan ve Devlet Başkanı De Klerk tarafından planlanan anayasa değişikliği halk oylamasıyla kabul edildi. “Mücadele benim hayatımdır. Hayatımın sonuna kadar siyahların bağımsızlığı için mücadele edeceğim.” diyen Nelson Mandela, 40 yıl için 100’ den fazla ödüle layık görüldü. İşte bu özgürlük savaşçısı, siyahların eşit vatandaşlar olarak kabul edilmesini sağlamasının ardından 10 Mayıs 1994’te ülkenin ilk siyahi cumhurbaşkanı oldu. Birçok barış ödülü aldı ama Türkiye Cumhuriyeti’nin Atatürk Barış Ödülü’nü “Türk hükümetine yönelik insan hakları ihlali suçlamaları” nedeniyle kabul etmedi.

Artık emekli olma vakti gelmişti. 1999 da emekli olduktan sonra ise insan haklarının ve sosyal hakların savunucusu olmayı da bırakmadı. Adını layıkıyla taşıyan Büyükbaba, 5 Aralık 2013’te ölümsüzlüğün olmayışı gerekçesiyle özgürlük savaşçılığına son verdi. 95 yaşındaydı ve düşünceleri kaldırsa da bu savaşa vücudu izin vermedi.

Hiç birimiz ölümsüz değiliz. Elbet bir gün bedenen yok olacağız. Ama düşüncelerinizi  barış adına, iyilik adına baki bırakın.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir